Sonsuz küçüklükten , sonsuz büyüklüğe uzanan, iç içe geçmiş evrenlerden oluşan bu muhteşem Kozmosun kimbilir neresindeyiz. İçimizde ve dışımızda bizi çevreleyen diğer evrenleri, bizim hayal etmemiz mümkün mü.
Bizim bildiklerimiz, yaşadığımız evren ile sınırlıdır.Yaşadığımız veya müşahede ettiğimiz evren, elektron mikroskopları veya dev teleskoplar ile üzerinde teoriler geliştirdiğimiz , bilimsel araştırmalar yaptığımız kısımdır. Yaşadığımız Evren, Enerjinin farklı durumlarının bir arada bulunması ile oluşan yapılanmadır.
Evrenin özünü oluşturan enerji, farklı durumları ile yeryüzünde yaşayan canlılarında temel gereksinimidir. Hayatın olmazsa olmazıdır. Bu kadar önemli yaşamsal bir konuya nasıl bakıyoruz , planımız var mı. Maalesef dış politika, güvenlik,eğitim,sağlık,turizm gibi aklınıza gelebilecek her başlıkta olduğu üzere Enerji başlığında da ileriye dönük, hiçbir planımız yok. Kurumlarımız var, kanunları var, bütçeleri var, cıvıklığın her türlüsü var ama çalışma iradesi yok, ülkeye hizmet sevdası yok, araştırma geliştirme yok, politika ve taktik yok. İşin daha kötü tarafı bu sorunları çözme irade ve becerisinde siyasi partiler de yok.
Enerji üretimini ve teminini üç ana başlıkta toplayarak , rakamlara ver vermeden, kısa bilgiler vermek istiyorum.
FOSİL YAKITLAR: Doğal gaz, petrol, kömür gibi dünya enerjisinin halen %86 sını karşılayan ve CO2 ,SO2 ve kül gibi atıklarla atmosferin dengesini bozan ,yaklaşık 50-100 yıllık rezervi kalan enerji kaynaklarıdır.
YENİLENEBİLİR KAYNAKLAR: Rüzgar,güneş,hidrojen , hidroelektrik, biyogaz,jeotermal gibi Dünya enerji üretiminin % 6 sını karşılayan, doğaya verilen büyük hasarların önüne geçebil mek için en anlamlı enerji üretim kaynaklarıdır. Yenilebilir enerji için gelişmiş ülkelerde maddi ve manevi her türlü destek veriliyor. Hidrojen enerjisi ile ilgili gelişmiş ülkelerin ar-ge sonuçları ve uygulamaları kasalarında hazır bekliyor.
NÜKLEER KAYNAKLAR: Uranyum gibi radyoaktif elementlerin Fisyon reaksiyonu sonucu ortaya çıkardığı ısının elektrik enerjine dönüştürülmesidir. Dünya enerji üretiminin %7 sini karşılamaktadır. Evrenin özünde olan bu sonsuz enerji kaynağı , en köklü ve temiz enerji kaynağıdır. Atmosfere bırakılan kül veya CO2 emisyonu yoktur. Çevreciyim diyenlerin, nükleer enerjiyi istismarının altında ne var bilemiyorum ancak, biz nükleer enerjiyi mutlaka kullanmalıyız.Bizim haassiyet göstereceğimiz konular nükleer enerji kullanımına değil, nükleer enerji santrallerinin en gelişmişinin ve güvenilir olanının en ekonomik olarak ülkemize kazandırılmasına olmalıdır. Nükleer enerji kullanmasına karşı çıkmayı ufuksuzluk olarak nitelendiriyorum. Avrupanın göbeğinde elektrik harcamasının fransa%77 ,belçika %55 ,isveç %44 ,isviçre %36 almanya %31 , finlandiya %31 , ingiltere % 23, ispanya %27 sini nükleer santrallerden sağlıyor. Dünyaya hakim olanların denizaltıları, uçak gemileri , uzay çalışmaları nükleer enerji ile yürümektedir. Bu manzara karşısında;
Hepimizin katkıda bulunması gereken enerji üretimi , çevrenin korunması , su kaynakları gibi temel konular birinci önceliğimiz olmalı, bu konu ile ilgili kurum ve gönüllü kuruluşlara asla sorumluluklarımızı emanet etmemeliyiz düşüncesindeyim. İktidarların ve kurumların her türlü istismarını önlemek için birey olarak ve sivil toplum örgütleri olarak çok ilgili olmalıyız Nükleer enerji veya diğer enerji konularında insiyatifimizi hükümetlere , ilgili kurumlara veya gönüllü kuruluşlara devretmekle ve doğaya yapılanlara duyarsız kalmakla ileride çok pişmanlıklar duyabiliriz.
Saygılarımla. 26-şubat-2007
Oguz Solak—mechanical engineer