oguz's profileoguz solakPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    ZAMAN ve HAYAT ---Time and life

     

           Bilinmeyenler yada bildiğimizi zannettiğimiz konularda düşünmek, merak etmek sadece bilim adamlarının değil, bütün insanların üzerine düşen asli bir görevdir. İnsanların varoluşlarını merak etmesi ve sonsuz bir düşünce aleminde keşifler yapması kadar olağanüstü  bir zevk olamaz. Sanki başka bir boyutta ve zamanın durduğu anda her istediğinize ulaşmak gibi.

         Kendini insanlığa  adayan  peygamberler , büyük düşünürler, gerçek bilim insanları, samimi hayırseverler madde denen bağımlılığı alt etmiş , başı dik , mutlu ve kutlu azınlıklar. Diğer tarafta paraya gark olmuş, hatta iyide eğitim almış ama maddeye bağımlı hale gelmiş, herşeye sevgisini yitirmiş, gözü kararmış , bunalımlı çoğunluklar. Hangi tarafta olmak istersiniz, karar sizin.

    Peygamberler safında olmak akıl, zeka, sevgi ve mücadele azmi isteyen çetin bir yol. Diğer safta olmak istiyorsanız hiçbir şeye ihtiyacınız yok, kendinizi dipsiz ve karanlık bir kuyuya bırakırsınız olur biter.

        Sonlu bir bedenimiz olduğunu bildiğimiz halde, insanlık dışı menfaatlerin köleleri haline getirildik. Maalesef  yaradılışımızda olan  muazzam duyguları çöp haline getirmek için bizde, adeta yarışıyoruz. Rüyalarımız da olmasa manevi alemden tamamen kopacak durumdayız. Bilinmeyenler konusunda zihin yormak, içimizden gelen sese kulak vermek,  bu kirli tuzakları bertaraf etmemize yardımcı olur. Maddiyatın ulaşamayacağı kapıları açar, bizleri bu alemde olgunlaştırır , canlı ve cansız alemlere bakış açımızı derinleştirir.

        İşte bunlardan en zalimi, bilinmiyen yada bildiğimizi zannettiğimiz, belkide sadece takvim olarak baktığımız ZAMAN kavramı... Ömrümüzün nefes sayıları.  Acımasızca, hiç gözünün yaşına bakmadan harcadığımız bir şey.

        Zaman , bizim günlük yaşantımızda kullandığımız tariflerin dışında, çok karmaşık ve tahayyül edilmesi çok zor bir kavram olmasından dolayı  fazla  fikirler sunulamamış bir konudur.Ancak sizlere bildiklerimizden bilmediklerimize doğru, kısacık bir açılım yapmak istiyorum.

        Zaman olayların birbirini izlediği sonsuz bir ortam olarak düşünülen soyut bir kavram,birbirini izleyen anlardan oluşan çizgisel bir bütündür. Kimilerine göre  kendi üstüne doğru bir sarmal çizerek geleceğe ve geçmişe uzanan sonsuz bir spiral. Kimilerine göre ise zaman, çizgisel değil uzay gibi eğilebilir,birbirinin üzerine katlanabilir, daraltılabilir, genişleyebilir  bir yapıdır.

        Einstein ın izafiyet teorisine göre evren dört boyutludur ve dördüncü boyut  zamandır. Kütle , uzay-zamanı eğip bükmektedir. Yoğunluğu çok yüksek kütleler zamanı ve mekanı birbirinin üzerine katlayarak, diğer evrenlere açılan geçitleri yani Kara delikleri oluştururlar. Işık hızına yaklaştıkca zaman büzülmektedir. zaman durma noktasına gelmektedir.Zamanda yolculuk bu kuramların açılımından doğmuştur.Yani geçmişe gitmek mümkün   gözükmek tedir. Kimilerine göre ise zaman yoktur. Sadece beynin yanılsamasıdır. İki olay arasındaki değişimi fark etmek için beynin yaptığı bir oyundur. Kimilerine göre derken  yanlış anlaşılmasın , çok önemli kuramlardan ve sahiplerinden bahsediyorum. Bu kuramların hepside olabilir. Zaten bir kısmıda ispatlanmıştır.

         Bildiğimiz tek gerçeklik , çok az şey bildiğimizdir. Ancak üç boyutlarda düşünebildiğimiz bu yaşam kesitinde hiç olmazsa algılayabildiğimiz kadarı ile zamanın kıymetini bilelim, bu boyutlarda yapabileğimiz en güzel çalışmaları yapalım ve kendi ruhumuza zaman ayıralım. Unutmayınız ki ölüm bizim inancımıza göre yok olmak değil, farklı bir boyuta geçmektir.

    Sevgilerimle   29-mart-2007

     Oguz Solak -- Mechanical engineer

       

    MaNTıK  ( Logic ) 

      insan olmak ne muhtesem bir olay. Ara sırada olsa bu müthis olayı algılayabilmemiz için kendimizi bir roket misali uzayın bosluklarına soyut anlamda fırlatabilmeliyiz ki gözlerimizle ve beynimizle kesfettiklerimizin çok daha ötesini mantıgımızla ve kalbimizle kavrayabilelim. Kavramak, hissetmek, anlamak ne olaganüstü melekeler. Tıpkı insanın diger daha birçok melekeleri gibi.

    Evet  mantık; insanın sınırlı yapısından ötelere açılan bir dürbün gibi. Çünkü  mantık bulundugumuz bilgi, bilim ve teknolojiden hatta ulaşabilecegimiz hayal ötesi gelismelerden bagımsız bir vasıta bana göre.
    Konuyu daha somutlastırmak için  mantıgımız ile ilk düşünce yolculuguna çıkalım isterseniz. Rotamız evrenin baslangıcı, big-bang mı? Pekala büyük patlama anındayız. Ya onun gerisi? Yani EZEL. Diger anlamı ile başlangıcı olmayan zaman. Simdi rotamızı gelecege çevirdik ve bir sınır arıyoruz sınır. Sayamadıgımız kadar yıllar ve ulastıgımız herhangi bir sınır. Ya onun ötesi? Yani EBED. Sonu olmayan zaman. Neler oldugunu açıklamamız imkansız ancak mantıgımız ile çok önemli kesifler yaptıgımız kesin.
    Bu basit gibi algılana bilinecek düşünce yolculugunda neler kazandık biliyor musunuz? Hayatin tesadüfi olmadıgını ve insanin müthiş bir varlık oldugugunu. Bunu bilmek farklı, bilinçli olarak düşünce derinliklerinde hissetmek ise çok çok farklı bir yapılanmadır.

    Simdi hep beraber düşünelim isterseniz; yeryüzü sonsuzlukta bir nokta gibi, insanların ömrü ise bir an neredeyse ve insanların kesfini bekleyen sayısız güzellikler, insanların merhametini bekleyen degerler. Çevremize bir bakalım, insan kimligi içinde zevkle yapabilecegimiz o kadar çok şey var ki. Güçlü bir şairin kalemiyle bile bunları anlatamayız.
    Öyleyse bunca nefretin, katliamın, insanların sadece birbirlerine degil diger canlılara bile olan acımasızlıgı neden? Bana göre galiba insan oldugumuzu unutmaya başladık. Dört duvar arasında her birimiz krallıgımızı ilan ettik, minnacık buluşlarımızın adı YARATMAK oldu. O güzelim sezgilerimizi bile istismar ederek GAYB den haber alıyoruz dedik. Gökyüzünün  yıldızlarını bile kaderlerimize ilah tayin ettik. Ufacık çıkarlarımız için kasap kesildik kasap.
    Neden biliyor musunuz? Bunun cevabı sanıyorum mantıgımızı kullanabilme ve yorum yapabilme kabiliyetimizde yani entelektüel olabilmekte.    
      Bizler sadece insanız. inançlarımıza ve düşünebilme özgürlügümüze sahip çıkalım. iNSAN olarak yaratıldıgımız için bir kerecik daha düşünüp, Allah a sükredelim.



    Oguz SOLAK